Çocuk Gelişimi İçin Doğru Adres: Yaratıcı Drama

Zeytin ve Ben

Zeytin ve Ben

Öncelikle yaratıcı dramayla nasıl tanıştığımı anlatmak isterim. Aslında yaratıcı dramayla çoktan tanışmışım da benim haberim yokmuş. Şöyle ki; Geçen yıl Zeytin okula haftanın üç günü gidiyordu. O günler belirli günler olsa da, bazen hastalık, acil ihtiyaç durumları vs, gibi sebeplerle değişiyordu. İşte o değişen günler, Zeytin’in okuldaki yaratıcı drama derslerine denk gelen günlerdi. Ben bu drama dersinin tamamen tiyatro eğitimi gibi bir şeyden ibaret olduğunu sanan cahil mi cahil bir anne olarak, aciliyetinin olmadığını düşünüp okul günlerini değiştirmeyi bir an olsun düşünmemiştim. Oğlanın okul günleri dediğim gibi fiksti; Pazartesi, Çarşamba ve Cuma. Yeni öğretim yılında yine üç gün olsun dedim. Kardeşi de var evden uzak kalmasın dizimin dibinde otursun yavrum dedim. Okul müdürü Arzu Hanım ise aynı zamanda bir psikolog olduğundan, beş tam gün olarak Zeytin’in okula çoktan hazır olduğu konusunda beni ikna etmeye çalışsa da ben onu dinlemedim. Kasım ayına geldiğimizde Arzu Hanım’ın da söylediği gibi Zeytin beş tam günlük okul macerasına hazır olduğunu kendi ağzıyla söylemese de işaretlerle belli etti. Okuldan geldiği halde hala aktivite peşinde olması, çok sevdiği arkadaşlar edinmesi ve onları hafta sonlarında özlemesi, deftersiz kalemsiz bir an geçirmemesi bana bu kararı vermem konusunda yetti de arttı bile. Sonuç olarak Zeytin beş tam gün olarak okula güle oynaya gider oldu. Dolayısıyla yaratıcı drama derslerine de düzenli olarak katılmaya başladı.

Zeytini okuldan almaya gittiğim bir gün drama öğretmeniyle tanışma fırsatı buldum. Benim Zeytin’in annesi olduğumu öğrendiğinde, Zeytin’in derslere katılımından, performansından ne kadar etkilendiğini anlatmaya başladı. Öyle ki o anlattı ben dinledim dinledikçe gözlerim doldu. Gurur duydum oğlumla ve kabıma sığamadım. O an annem aklıma geldi. Liseye kadar tembel teneke olan benim veli toplantılarından döndükten sonra kendisini nasıl iki seksen koltuklara atıp öğretmenlerimden duyduğu kötü yorumlar karşısında günlerce kendine gelemediği yılları hatırladım. Bir anne olarak çocuğu hakkında kötü yorumlar almanın ne kadar zor olabileceğini anladım. Neyse ki lisede ayağımı kaldırıp deli gibi ders çalışmaya başlayıp onu taktirlere boğdum da kadının yüzünü üç yıl da olsa güldürebildim. Neyse efendim, drama diyorduk.. Zeytin’in öğretmeniyle konuştuktan sonra biraz araştırma yaptım ve onun bu çok yetenekli olduğu konuya biraz daha zaman ayırması için bir atölye buldum.

Ayla Algan ve Zeytin buluşması

Ayla Algan ve Zeytin buluşması

Ne şanslıyım ki ya da Zeytin ne şanslı ki, aynı gün hemen yanı başımızda Ayla Algan önderliğinde kurulan bir yaratıcı drama atölyesinde taze açılmış bir sınıfa kaydını yaptırıverdim. Dolayısıyla yaratıcı dramanın asıl amacını, neye hizmet ettiğini de cehaletimden kurtulup öğrenmeye başladım. Bir mucize olan ve müfredatta yer alan hatta müfredat programlarını Ayla Algan’ın hazırladığı bu eğitim sistemi maalesef çoğu okulda kullanılmamakta. Aslında Zeytin’in sınıf öğretmeni Efnan’cığım da nu tekniği sık sık kullanıyordu da ben yine farkında değildim. Evde çözemediğimiz ya da çocukla yüz göz olmak istemediğimiz bir sorun olduğunda gönül rahatlığıyla bunu öğretmenlerimizle paylaşabileceğimiz söylenmişti bize. Buna istinaden örneğin Zeytin’in balık yemek istememesi konusunu paylaştığımda, Efnan Öğretmen hemen ertesi gün sınıfta bir şekilde bazen kuklalarla bazen kurguladığı yaratıcı drama sahneleriyle sorunu anında çözüyor ve Zeytin bir anda balık yemeye başlayan hatta zorla da değil seve seve yiyen bir çocuğa dönüşüyordu. Büyü gibi öyle değil mi?

Çoğu kişi benim de daha önce olduğum gibi, (o kadar içinde olmama rağmen) yaratıcı dramanın ne anlama geldiğini ve faydalarını bilmemekte. Oysa drama tekniği öyle bir şey ki üniversite sınavına hazırlanan daha ileri yaştaki bireylere bile uygulanmakta. Hatta kurumsal şirketlerde, özel şirketlere yöneticilere, çalışanlara drama tekniği ile nasıl daha iyi iş performansı sergileyebilecekleri, nasıl iyi bir takım olabilecekleri ya da nasıl lider olabilecekleri konusunda eğitimler verilmekten…

Sözün özü; ben bir anne olarak biz yakamızı kurtardık iyi bir yere kapak attık sırtımız artık yere gelmez diye düşünmek yerine daha önce yaşadığım işe yarayan tecrübelerimi paylaştığım ve bir nevi hizmet verdiğim gibi bu konuda da hiçbir menfaat gözetmeksizin anneleri, okulları bilgilendirmek istedim. Açıkçası bizi bu kuşağın kurtaracağını düşünüyorum ve bu sadece Zeytin’in ya da Çınar’ın ya da Mia’nın eğitim almasıyla değil aynı kuşaktaki her bir bireyin gelecek nesillere iyi birer birey olarak yetişmesi için gerekli olduğunu düşünenlerdenim…

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir