Çok Amaçlı Düğün Dosyası:)

ÖNCE RENGİNİZİ BELİRLEYİN 

Düğün konseptinizi belirlerken bir renk belirlemeniz ilk şartınız olsun. Eğer kapalı mekanda bir kış düğünü yapmayı düşünüyorsanız; toprak rengi tonları, gül kurusu, somon renklerini, kır düğünü konseptli bir düğün yapacaksanız; mor, lila, limon sarısı gibi yeşiller içinde canlı duracak renkleri tercih edin. Beyaz da yine her iki düğün konsepti için uygundur. Pempe ve tonu seçimler her şekilde kız bebekler için babyshower’ı andırıyor ve basit duruyor. Ben kendi düğünümde mor rengi seçmiştim. Zaten mor benim rengimdi o yüzden üzerinden uzun uzun düşünmedim bile.

Eğlenceli bir yaz düğünü

Eğlenceli bir yaz düğünü

Masa düzeni, sandalye seçimi, menü ve diğer aksesuarlar konusunda anlaşacağınız organizasyon şirketi size yardımcı olacaktır zaten ama yine de size sunacakları seçenekler içinde içinize sinmeyen bir şey olursa değiştirmek için ısrarcı olun. Onlar ellerindeki hazır malzemeleri değerlendirmek isteyecekler ve taleplerinizi külfet olarak göreceklerdir, sakın ola aldırış etmeyin. Mesela sandalye giydirmek diye bir şey artık kalmadı. Maalesef hala görüyorum düğünlerde. Papatya koltuğa kurdele bağlansa daha şık olur. Giydirilmiş sandalyelerde oturtmayın kimseyi lütfen. Kendi masa düzeninizi paket olarak gördüğünüz, beğendiğiniz bir fotoğraftan yola çıkarak onlara sunabileceğinizi de unutmayın. Düğün mekanında konseptinize konuklarınızı düşündüğünüzü ifade eden minik jestler de ekleyebilirsiniz…

Güneşli kır düğünleri için şapkalar...

Güneşli kır düğünleri için şapkalar…

Gözlükler

Gözlükler

Ya da her türlü konsept düğün için ilerleyen saatlerde ayaklarını dinlendirmek isteyen konuklarınız için flip flop terlikler konuklarınızı mutlu edecek jestler arasında yer alabilir. Ben bayıldım bunlara...

Ya da her türlü konsept düğün için ilerleyen saatlerde ayaklarını dinlendirmek isteyen konuklarınız için flip flop terlikler konuklarınızı mutlu edecek jestler arasında yer alabilir. Ben bayıldım bunlara…

DAVETİYE VE NİKAH ŞEKERİ HİKAYENİZİ ANLATSIN

Seçim yaparken aceleye getirmeyin derim. Nikah şekeri de davetiye de sizi ve düğününüzün konseptini temsil edecek. Örneğin ağır ve bol protokollü bir düğün planınız varsa davetiye ve nikah şekeri seçiminiz ona uygun olmalı. Buna rağmen sizi de yansıtmalı…

Bu gelin ve damat benim davetiyemin, anı defterimin ve kendi ellerimle hazırladığım nikah şekerimin ana karakterleriydi...

Bu gelin ve damat benim davetiyemin, anı defterimin ve kendi ellerimle hazırladığım nikah şekerimin ana karakterleriydi…

Benim davetiyem düğün konseptime uygundu ve bizi yansıtıyordu. Hiçbir şeyi fazla abartmayan sevgi dolu çiftler olarak iki çöpten bir gelin ve damat el ele…

Nikah şekeri de yine davetiyeden yola çıkarak tarafımdan tasarlandı. Yakın bir grafiker arkadaşıma çizdirdiğim davetiye figürlerinin baskısını yaptırırken sticker olarak da bastırdım. Kır düğününde, açık havada yeşiller içinde göğe yükselen şeffaf baloncukları hayal ettim ve ne kadar güzel, sıcak bir görüntü olacağını hayal ettim…

Hayallarim gerçek oldu, düğün boyunca her masadan baloncuklar yükseldi durdu:)

Hayallarim gerçek oldu, düğün boyunca her masadan baloncuklar yükseldi durdu:)

Eşimin tahta kalede çalışan arkadaşından 300 adet için sipariş verdik. Koliler dolusu baloncuk kutusu eve doldu. Üzerlerinde kendisine ait çizgi film karakterlerinin olduğu stickerlar vardı ve maalesef benim beyaz zeminli sticker’larım üzerine yapıştığında altından diğer sticker görünüyordu. Peki ben ne yaptım? Her gece küveti doldurup 30 adet baloncuk kutusunu içine attım. Akşam işten gelip yemek yiyip biraz dinlendikten sonra tüm gece suda bekleyen baloncuk kutularımı aldım ve üzerlerindeki orijinal sticker’ları tırnaklarımla kazıdım. Sonra benim çöp çiftin olduğu sticker’ları yapıştırdım. Tuhafiyeciden aldığım renkli incecik tül kurdeleleri de boğaz kısmına bir güzel bağladım. Oldu mu sana el emeği göz nuru eşi benzeri olmayan bir nikah şekeri…

İşte benim ballarım:)

İşte benim ballarım:)

İnanın hiç üşenmeden büyük bir zevkle o 300 adet kutunun hepsini tek başıma yaptım. Böyle bir keyif olamaz. Hala herkes saklar o kutucukları, eş dostun evine gittikçe görüyorum. Annem “Hani bunun şekeri nerede?” diye sormaktan kendini alamadı tabii. Artık adı nikah şekeri biliyorsunuz. Amaç düğünden bir hatıra verilmesi davetlilere. O yüzden şekere takılmayın. O gün düğünümde masalardan yükselen baloncukları gördüğümde yaşadığım mutluluğu anlatamam. Tam hayal ettiğim gibiydi. Gencinden yaşlısına herkesi ama herkesi mutlu etti benim baloncuklarım.

Kınayı, bekarlığa veda ile birleştirip İstanbul’un en güzel manzaralı gece kulübünde bir gece ayarladım. Yengelerden anneanneme, teyzelerime, patronlarıma, en marjinal arkadaşlarıma kadar herkes oradaydı. Harikaydı harika..

Kına&bekarlığa veda...

Kına&bekarlığa veda…

Son zamanların trend kına dövmelerinden iki kare… 

1

1

2

2

GELİNLİK SEÇMENİN PÜF NOKTALARINA GELECEK OLURSAK…

Hayalinizde bir model olmaması olmasından daha iyidir. Gelinlik pazarının tercihi her zaman bu yöndedir. Çünkü kafanızdaki gelinlik aslında beden yapınıza ya da düğün konseptinize uymayabilir. Hal böyle olunca içinize sinen gelinliği bulmanız zaman alabilir dahası aldığınız gelinlik içinize sinmeyebilir. Gelinlik seçerken kimin lafına kulak vermek gerektiği de çok önemli. Elbette bu sizin gününüz ve siz ne derseniz o olmalı. Ama biraz esnek olmakta fayda var. Ben denediğim 6. gelinliği alan biri olarak hala gelinliğime aşığım. Yine olsa yine onu alırdım. 9 yılın ardından hala gelinlikçilerin vitrinlerine bakmadan edemiyorum ve inanın benimkinden daha güzeline rastlamadım. Tabii bu benim fikrim. Kendi düğünüm söz konusu olduğunda benim fikrim önemli olan zaten.

Güzeller güzeli gelinliğimi ilk denediğim anda vuruldum.

Güzeller güzeli gelinliğimi ilk denediğim anda vuruldum.

Evlenmeye karar verildiğinde gelinlik konusu start alınca nedense fazla gösterişli modellere yönelinmiyor. Ben bunun biraz psikolojik olduğunu düşünüyorum. Sanki “Gelin olmak için deli olmuyorum bakın ne kadar da sadeyim” mesajı vermek istiyor insan. Ben de öyleydim. Gelinliğimi vintage bir model seçmek istedim başta. Gösterişsiz, dantelli, düz ve sönük bir model. Ne zaman ki girdiğim bir gelinlikçide mağaza sahibi kabarık tarlatanlara gözlerimin parlayarak baktığını fark etti ve bana yanlış modellere takılı kaldığımı dile getirdi, işte o dakika doğru yolu buldum.

Bir kere bu benim düğümümdü ve hayatta kısmetse bir kere başıma gelecek bir şeydi. Başka hiçbir zaman o kadar kabarık ve uzun bir şey giyemeyecektim. Kaldı ki benim düğünüm kır düğünüydü ve uç uç bir kumaşı olmalıydı. Kır düğünü için bol dantelli ağır bir kumaş konsepte aykırıydı. Mağazadan çıktım, Beyaz Butiğe girdim ve ablamın “Şunu da bir denesene” dediği Cymbeline marka gelinliği denedim ve tamam oldum.

Gelinlik bakmaya büyük ablam ve iki yeğenimle gittim. Muhteşem ve alakasız bir dörtlüydük. Söz sahibi olacak tek kişi ablamdı zira yeğenlerim o sırada yaşça küçüklerdi. Çok müdahale eden, sizi demorolize eden ve sürekli kendi düğününde neler yaptığını ya da yapamadığını; ki bu en sinir bozucusu, anlatıp beyninizi yiyen kişileri yanınızda barındırmayın.

Gelinlik seçerken içinde rahat olacağınız bir model seçmeye de dikkat edin. Sizi kaşındıran, bir yerlerinize bir şeyleri batan, sıkan seçimlerden uzak durun. Düşen askılar, sürekli kontrol edilmesi gereken dekolteler gününüzü berbat etmek için bir sebep. “Bir günlük dayan” diyenlere de kulak asmayın. Benim gelinliğim o kadar rahattı ki, gece onunla gecelik niyetine bile uyuyabilirdim.

YERİ GELMİŞKEN BU YILIN TREND OLAN GELİNLİKLERİNDEN TOP 35’İM…

1

1

2

2

3

3

4

4

5

5

6

6

7

7

8

8

9

9

10

10

11

11

12

12

13

13

14

14

16

16

17

17

18

18

19

19

20

20

21

21

22

22

23

23

24

24

25

25

26

26

27

27

28

28

29

29

30

30

31

31

32

32

33

33

34

34

35

35

AYAKKABI SEÇİMİ de tıpkı gelinlik gibi, o gün içinde konforlu olmanız gereken önemli unsurlardan biri. “Bir güncük idare ederim” demeden seçimlerinizi yapmalısınız. Sabahtan gecenin bir yarısına kadar oturmaya vaktiniz olmayacağı için ayakkabınızı bir ya da yarım numara büyük alsanız bile olur. Benim gibi kır düğünü konseptiniz olacaksa boyunuzdan şikayetçi değilseniz düz taban bir ayakkabı ya da dolgu topuk tercih edin. Benim ayakkabım o sıralar yeni açılmış olan Stradivarius mağazasından öylesine bir zamanda giymek üzere aldığım beyaz şık dümdüz bir ayakkabıydı. Kim derdi ki düğünümde giyeceğimi…

Canım ayakkabılarım...

Canım ayakkabılarım…

Toprak zemin üzerinde tüm gece oradan oraya koştururken çok rahat ettim. Ha çok topuklu giyip rahatsız olsaydım, ayakkabıları bir kenara atar günümü yaşamaya devam ederdim. O gün benim günüm ve bir ayakkabının ayaklarımı sıkarak tadımı kaçırmasına her şekilde izin vermezdim. Bakın bunlar hep taktik, satır aralarını iyi okuyun. O günü harcamayın…

Yeri gelmişken; bir başka günü heba etme konu başlığı da hava durumu meselesi. Açık havada düğün yapacaklara sesleniyorum; ya o gün “YAĞMUR YAĞARSA” diye günler aylar önce beyninizi yemeği bir kenara bırakın. Haziranın 15’inde evlenen bir gelin olarak İstanbul’un bana ne sunacağını düğün tarihimi aldığım Şubat ayında elbette kestirebilmem çok zordu. Genelde düğün mekanları kapalı bir ortamda alternatif bir hazırlık içine girerler, yağış durumlarına karşı. Bana sorulduğunda öyle bir hazırlığa hiç gerek olmadığını söyledim. Mekan sahibi şaşırdı tabii. Yağmur yağsın, giden gitsin ben düğünüme devam edecektim. Yağmurda şemsiye kullanmayı sevmeyen biri olarak her şeye hazırlıklıydım ve ne olacağı belli olmayan bir şey için kendimi aylar günler önceden yiyip bitirmedim. O gün İstanbul’un en tatlı Haziran gecesini yaşadık. Hava limonata gibiydi. Ne soğuk ne çok sıcak.

SAÇ VE MAKYAJ

Bana kalırsa SAÇ MAKYAJ kesinlikle aynı yerde yapılmalı ama o yer kesinlikle ev ortamı ya da kuaför olmamalı. Verdiğim en doğru karar o gece bir otelde konaklamaktı. Kendi evimiz çok küçüktü ve düğün için şehir dışından onlarca akrabamız yatıya gelmişti. Yatıya gelmeyenlerin de gündüz beni görmeye geleceklerini öngörebiliyordum.

Aynı gün boyundan pay alınan gelinliğini kaptığım gibi Avrupa Yakası'ndaki otele doğru yollandım.

Aynı gün boyundan pay alınan gelinliğimi kaptığım gibi Avrupa Yakası’ndaki otele doğru yollandım.

Eğer saç makyaj evde yapılsaydı o gelinliğin üzerine kesin bir şey dökülürdü. İşin aslı o gün o kadar çok insanla muhatap olacaksınız ki kalabalıklar içine ne kadar geç girseniz kar. Bu anlamda KUAFÖRDE SAÇ MAKYAJ yaptırmakta akıl karı değil. En temizi imkanınız varsa o gece otelde kalmak ve düğün gününüzün sabahında kuaför ve makyözünüzle orada buluşmak üzere sözleşmek. Nasıl sakin ve huzurlu oluyor bilemezsiniz.

İşte düğünüme hazırlandığım odam...

İşte düğünüme hazırlandığım odam…

Ben üç ablam ve fotoğrafçı arkadaşımla öğlen 12’de buluştum ekibin kalanıyla. Yavaş yavaş saçım sonra da makyajım yapıldı. Keyifli keyifli şaraplarımızı yudumlarken “DÜĞÜN HAZIRLIK FOTOĞRAFLARIM” çekildi…

Keyifli dakikalar...

Keyifli dakikalar…

Ben hazırlanırken ablalarım koyu bir sohbete dalmışlardı bile:))

Ben hazırlanırken ablalarım koyu bir sohbete dalmışlardı bile:))

Elbette saç makyaj PROVASINI daha önce yaptırdığım için neye benzeyeceğimi biliyordum ve bu anlamada da içim rahattı. Provayı kesinlikle es geçmeyin…

Elbette saç makyaj PROVASINI daha önce yaptırdığım için neye benzeyeceğimi biliyordum ve bu anlamda da içim rahattı. Provayı kesinlikle es geçmeyin…

Şekilde görüldüğü gibi her an çok keyifliydi...

Şekilde görüldüğü gibi her an çok keyifliydi…

Düğünden birkaç hafta önce, arkadaşımın tavsiyesiyle çok önemli bir makyözle prova için sözleşmiştik. Uygulanan makyaj çok güzeldi ama bir düğün makyajından çok gece kulübüne gitmek için yapılmış ağır mı ağır ve biraz da şuh bir makyajdı. Gelin makyajı elbette ağır olmalı, dayanıklı olmalı, renk seçimi geline kalmalı ama içinde mutlaka ve mutlaka bir masumiyet olmalı. Tıpkı gelinlik seçimi gibi masumiyet şart.

Makyajım yapılırken çok huzurluydum...

Sırada makyaj…

DUVAK modası benim evlendiğim 2007 yılında yeniden geri gelmişti ama gelmeseydi de ben duvak takacaktım. Yüzümü nikah kıyılırken kapatmak çocukluk hayalimdi. Öyle de yaptım ama sonrasında hemen çok sevdiğim kuaför arkadaşım duvağımı çıkarttı ve tacımla kaldım. Duvak şimdi yine çok trend. Hem de benim zamanımdaki hayalet duvaklar yerini kenarı bol dantelli duvaklara bıraktı yerini. Bu anlamda o kafa o duvağı tüm gece taşımaz kızlar. Taşır da sizdeki kafa ne hale gelir…

İşte benim güzeller güzeli tacım...

İşte benim güzeller güzeli tacım…

Her şeyden geçtim tüm gün yüzlerce, onlarca insanla öpüş koklaş olacaksınız ve o duvağınız her defasında sarılma anlarında geriye doğru çekildiğinde saçınızdan bir tel çekildiğini hissedeceksiniz, duvağı sürekli oraya buraya toplamaya çalışacaksınız. En temizi nikah sonrası duvaktan kurtulmak diyorum. Sonrasından taç ya da çiçeğinizle devam edersiniz.

Bu yıl saçta dağınık yan topuzlar, örgü saçlar, minik saç tokaları, dantelli duvaklar çok trend. Saç ve duvak görsellerini her saç tipi için en beğendiğim görsellerden derledim, bir göz atmakta fayda var…

1

1

2

2

3

3

4

4

5

5

6

6

7

7

8

8

9

9

10

10

11

11

12

12

13

13

14

14

15

15

16

16

17

17

18

18

19

19

20

20

21

21

22

22

Gelin buketimi internetten seçtiğim bir fotoğraftan esinlenerek hazırlattım. Lilyumlar beni büyülemişti. O gün elimde taze lilyumlardan oluşan harika bir buket taşıyordum…

Mor lilyumlarım:)

Mor lilyumlarım:)

Sanki burada daha mı net görünüyor çiçeklerim?

Sanki burada daha mı net görünüyor çiçeklerim?

Bu yıl ise sarkan gelin buketleri çok trend. Yere kadar sarkanlar bile var. Koyu renk, siyaha yakın ya da mürdüm rengi çiçekler yine çok trend. Özellikle ben vintage gelin olacağım diyorsanız sizin için seçtiğim bu buketlere bir göz atın.

1

1

2

2

3

3

4

4

5

5

6

6

7

7

8

8

9

9

10

10

11

11

12

12

13

13

14

14

15

15

16

16

Kendi buketinize bakarken belki damat için de yaka çiçeği bakmak istersiniz diye şu 8 kareyi buraya bırakıyorum…

1

1

2

2

3

3

4

4

5

5

6

6

7

7

8

8

Gelinle damadın çilesidir FOTOĞRAF STÜDYOSUNA gidip çekim yapmak. Yapmasanız da olmaz. Öncelikle bunu bir çile olarak görmemeniz gerektiğini kendinize hatırlatarak işe başlayabilirsiniz. Çocuklarınız, torunlarınız belki de onların da torunlarının eline geçecek o düğün fotoğraflarınız, bizde öyle bir dünya düğün fotoğrafı var mesela annemin albümünde, kimin kim olduğu belli değil ama bu günlere gelmiş, bu anlamda o kare önemli kızlar. Eş adaylarınıza da söyleyin olayı oldu bittiye getirmesinler. Rahat olun çekimler sırasında. Keyif alın, kendiniz olun. Vize fotoğrafı verir gibi kasılmanıza, objektifin içine bakmanıza da hiç gerek yok. Siz aranızda sohbet ederken, şakalaşırken, el ele, kol kola yürürken olacak o çekim. Poz vermek isteyenlere zaten diyecek sözüm yok, hünerlerinizi konuşturun konuşturabildiğiniz kadar. Bu noktada tek uyarım olacak lüften ama lütfen “FOTOĞRAF STÜDYOSUNDA” çekim yapmayın. Kar da olsa, yağmur da çekiminizi dışarıda yapın. Dışarıdaki ışığı, dekoru hiçbir stüdyo ortamına değişmem. Siz de bana kulak verin…

Pozlar pozlar...

Pozlar pozlar…

Balonlarım her şeyim oldu:)

Balonlarım her şeyim oldu:)

1

1

Dış mekan çekim derken bunu kastediyorum...

Dış mekan çekim derken bunu kastediyorum…

Bir yavru kedi nelere kadir, konu oldu düğünümüze:)

Bir yavru kedi nelere kadir, konu oldu düğünümüze:)

Biz bir şeylere gülüp eğlenirken oluverdi her şey.

Biz bir şeylere gülüp eğlenirken oluverdi her şey.

Fotoğraf çekimini acısız sızısız atlattık...

Fotoğraf çekimini acısız sızısız atlattık…

Fotoğraf çekimi demişken birkaç eğlenceli yaratıcı çekim konsepti buldum. Onları buraya bırakıyorum. Ama onun dışında daha çok fikir sahibi olmak isterseniz şu siteyi ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ederim. Bu site 2007 yılında evlilik hazırlıklarımda bana çok yardımcı olmuştu. Bu düğün hazırlık dosyasını hazırlarken açıp bir bakayım, hala duruyor mu dedim ve evet, duruyor. Daha da güzelleşmiş zengin bir içerikle hem de. Fotoğraflar kayıt edilemediği için sizin için bir süzgeçten geçirip sunum yapamıyorum. O yüzden yukarıda belirttiğim linki tıklamanız yeterli olacaktır.

1

1

2

2

3

3

4

4

Ben düğün için saçı makyajı tamamladıktan sonra annem, babam, anneannem, ablalarımın eşleriyle otele geldiler. Biraz daha sakin sakin vakit geçirip gülüp eğlendikten sonra müstakbel eşim beni almaya geldi. 20.30’daki düğün için saat 17.00 gibi Sheraton Maslak’daki otelimizden düğün mekanım olan Yeniköy Secret Garden’a doğru yola çıktık. Otelin düğün mekanına yakın olması da tabii ki önceden tarafımdan titizlikle planlamıştı. Açık havada mis gibi hiç sıkılmadan çekimimiz bitti ve maile sohbete devam ettik…

Ablacığım uğurlu elleriyle beni bir güzel giydirdi.

Ablacığım uğurlu elleriyle beni bir güzel giydirdi.

Gelinliğimin bu detayına bayılıyorum.

Gelinliğimin bu detayına bayılıyorum.

İnci takım eşimin annesinden...

İnci takım eşimin annesinden…

En büyük korkum düğünümü görememesiydi, çok şükür Tuna'nın doğumunu gördü, ayağında salladı, uyuttu. Bera'ya yetişemedi. 2 aylık hamileydim anneannemi kaybettiğimde. 3 ay olmadan söylemek istemedim daha önce düşük yaptığım için. Keşke o son telefon konuşmamızda söyleseymişim diyorum bazen. Ama o zaten görüyor Bera'yı da öyle değil mi...

En büyük korkum düğünümü görememesiydi, çok şükür Tuna’nın doğumunu gördü, ayağında salladı, uyuttu. Bera’ya yetişemedi. 2 aylık hamileydim anneannemi kaybettiğimde. 3 ay olmadan söylemek istemedim daha önce düşük yaptığım için. Keşke o son telefon konuşmamızda söyleseymişim diyorum bazen. Ama o zaten görüyor Bera’yı da öyle değil mi…

Babamı daha önce hiç bu kadar bebeksi gülerken görmemiştim:))

Babamı daha önce hiç bu kadar bebeksi gülerken görmemiştim:))

Telefona bakar mısınız? Eşim beni almak için gediğinde

Telefona bakar mısınız? Eşim beni almak için gediğinde “Hazır mısın?” demek için aradığında yakalamış fotoğrafçı arkadaşım. En heyecanlı an!

Odadan çıkmadan son bir toplu aile fotoğrafı...

Odadan çıkmadan son bir toplu aile fotoğrafı…

Annem babam ve ben, çıkamadık kapıdan bir türlü...

Annem babam ve ben, çıkamadık kapıdan bir türlü…

Fotoprafçı arkadaşım tarafından zekice çekilmiş bir kare. Bayılıyorum. Önde ben babamla ilerlerken damat için son çıkış:)) Köprüden önce son çıkış gibi bir şey bu da:))

Fotoprafçı arkadaşım tarafından zekice çekilmiş bir kare. Bayılıyorum. Önde ben babamla ilerlerken damat için son çıkış:)) Köprüden önce son çıkış gibi bir şey bu da:))

Ve babam... Asansörde heyecan dorukta...

Ve babam… Asansörde heyecan dorukta…

Arabamız ya hiç birşey olacaktı, ya çok şey. Eşim ve ağabeyi çok şey olması için epey emek harcamışlar. 1930 model bir Mercedes...

Arabamız ya hiç birşey olacaktı, ya çok şey. Eşim ve ağabeyi çok şey olması için epey emek harcamışlar. 1930 model bir Mercedes…

Oradaki huzuru anlatamam. O an herkes uzun bir koşturmanın ardından çok mutlu ve sakindi. Keza eşimin ailesi de.

Oradaki huzuru anlatamam. O an herkes uzun bir koşturmanın ardından çok mutlu ve sakindi. Keza eşimin ailesi de.

Düğününüzü başkalarını hayatınızı birleştirdiğiniz bir günde size şahitlik etmeleri için çağırdığınız bir gün olduğunu düşünürseniz yanılırsınız. O günü hayatınızın o güne kadar organize ettiğiniz en kalabalık doğum günü partiniz olarak düşünün. Doğum gününüzde nasıl eğlenmeyi seçiyorsanız düğününüzde de eğlenmeyi seçin. Onu bunu düşünerek kendi gününüzü berbat etmeyin. Yakın bir arkadaşım düğün günü pistte arkadaşlarıyla göbek atarken annesinin yanına gelerek köftelerin soğuk servis edildiğini söylediğini anlatmıştı bir kere. Annesi! O gün ebeveynlerin de heyecanını mazur görmek lazım, o anne gelin olmuş kızına bunu söyleyecek kadar dolmuş demek ki. Ama böyle bir soruna gelin ne yapabilir ki? Garson mu? Aşçı mı? Tamam, ev sahibi konumunda ama o da bir yere kadar. Bu tür anlamsız pürüzlerin önünü almak için yapacağınız bir şey var; erkek tarafından ve kız tarafından organizasyon yeteneği sağlam birer kişi atayıp, o gecenin sorunlardan sorunlu devlet bakanları ilan etmeniz. Ben ablamı eşim de ağabeyini ayarladı ve o gece kulağımıza herhangi bir pürüzle ilgili bir şey yansımadı. Atmaca gibi ayaktaydı ikisi de ve gözleri kartal gözü gibiydi. Sanırım bir sorun çıkmadı hala bilmiyorum farkındaysanız…

VE DÜĞÜN ANI…

En heyecanlandığım an desem... Keske zaman atlasaydı ve nikah seremonisi olmadan devam etseydi diye çok diledim.

En heyecanlandığım an desem… Keske zaman atlasaydı ve nikah seremonisi olmadan devam etseydi diye çok diledim.

Meraklıyım ya, kimler gelmiş diye bakacağım illa ki:)

Meraklıyım ya, kimler gelmiş diye bakacağım illa ki:)

“Evet” diye ortalığı ayağa kaldıran o cazgır gelin bendim evet:)

Bu fotoğrafı çok seviyorum...

Bu fotoğrafı çok seviyorum…

Bunu da...

Bunu da…

Nikah şahidim de çok sevdiğim meslektaşım, üstadım Hakkı Devrim'di. Birbirimizin sayesinde çok güzel ve özel bir gün geçirdik.

Nikah şahidim de çok sevdiğim meslektaşım, üstadım Hakkı Devrim’di. Birbirimizin sayesinde çok güzel ve özel bir gün geçirdik.

Bu da nikahımızın bombası, Hakkı Ağabey giderken yanında nikah defterini de aldı:))

Bu da nikahımızın bombası, Hakkı Ağabey giderken yanında nikah defterini de aldı:))

ÇİÇEK ATMA SEREMONİSİ

Eşimin bekar ağabeyi çok uğraşsa da alamadı. Hala bekar:(

Eşimin bekar ağabeyi çok uğraşsa da alamadı. Hala bekar:(

Yine düğün gününüze dair dev bir tüyo geliyor şimdi hazır mısınız?! Bizde nikah sonrası şu masa masa gezme kutlama seremonisi var ya, hah işte ben o kısmı atlamak için çok çabaladım ama büyükler karşı çıktılar. Diyecek sözüm yok haklılar, ben şansımı denedim sadece. Yapmanız gerekeni söylüyorum; o öpüş koklaş faslını hızlı geçin. Benim düğünümde 180 davetli vardı. Çok eleme yaptım. Yine de 500 kişilik bir düğün yaptığınızı, nikahınızın 20.00’de kıyıldığını her masaya fotoğraf çekimiyle birlikte 10 dakika verdiğinizi düşünün. Size ne kalıyor?

Diyeceğim atom karınca gibi olun. Hızlı geçin masaları. Playlist’te en sevdiğim parçalar çalarken, sevdiklerimle kocacığımla danslar edecekken masa masa gezmek çok ağrıma gitti. Halbuki herkes gelinin yanına gelse, bulduğu yerde tebrik etse ne olacak. Neyse efendim biz o masa gezme faslını jet hızla yaptık bitirdik ve kendimize ayıracak fazlaca zamanımız oldu. Çok da güzel oldu, pek de güzel oldu.

İLK DANS…

İlk dans şarkımız sözlerine takılmadan seçtiğimiz Damien Rice'ın

İlk dans şarkımız sözlerine takılmadan seçtiğimiz Damien Rice’ın “The Blower’s Daughter” şarkısıydı. Bizim için çok anlamı olan “Closer” filminin soundtrack albümünden…

Hemen bu noktada müzik seçimine değineceğim. Şu dört seçimi mutlaka yapın; düğün çıkış parçası, nikah kıyılması esnasında fonda olacak parça (kısık sesle), ilk dans ve tabii ki pasta kesme parçası. Ben ilk dans konusunda çok nettim. Damien Rice’dan “The Blower’s Daughter“. Linki burada… Ama diğerleri konusunda ciddi anlamda kafa yordum. Sonunda çıkışı klasiklerden, herkesin hoşuna gidecek, her yaş kesimine hitap eden bir bir parçadan seçtim. Yine sözlere takılmadan tabii. Linki burada…  “Those Were The Days” Mary Hopkins versiyonu. Tam  da tahmin ettiğim gibi oldu ve alkışlar havalardaydı… Nikah sırasında ortam biraz yumuşasın dedim ve Frank Sinatra fonda hafif hafif “Love And Marriage” derken hayatımızı birleştirdik. Linki burada… 

Dünyanın en ağır ve en romantik ilk dans şarkısında bu derece gülmeyi nasıl becermişiz acaba?

Dünyanın en ağır ve en romantik ilk dans şarkısında bu derece gülmeyi nasıl becermişiz acaba?

Son olarak pasta kesme faslında da çok eğlenceli ve konuya hitap eden bir klasik seçtim. The Archies’den “Sugar Sugar Linki burada… Siz de bu dört aşamanın kararını verirken benim seçtiğim parçalardan feyiz alarak kolaylıkla bulabilirsiniz. İsterseniz kopya da çekebilirsiniz. Mutluluğunuza payım olmasından sevinç duyarım… 

Şu gelinliğin güzelliğine bir daha bakar mısınız lütfen...

Şu gelinliğin güzelliğine bir daha bakar mısınız lütfen…

Playlist DJ arkadaşa tarafımdan bizzat iletildi. Aynı tarzda parçalar eklendi ve DJ faslında herşey yolunda gitti. Bunun yanında eşimin ağabeyinin ayarladığı bir canlı müzik gurubu sahne aldı. Kendileri işlerinin ehliymiş. Ama ne zamanki Sezen Aksu’dan “Prangalar”ı söylediler o zaman beni kaybettiler. Düğünde söylenecek şarkı mı o! Hemen eşimin ağabeyine dedim, “Git bir sars arkadaşları burası düğün, herkes eğleniyor”. Neyse hemen sorun çözüldü. Ancak gittiğim pek çok düğünde benzer sözleri olan alakasız parçaların çaldığına şahit oluyorum. Maalesef çok talihsiz bir şekilde hazırlanmış playlist’ler var. O anda müdahale etmekte fayda var. Bence tabii…

Sandalyeler pistim olmuş, çok mu:))

Sandalyeler pistim olmuş, çok mu:))

Düğün günümde alkol tüketmiş olmama, çok erken saatte başlamış olmama, her uğradığım masada farklı bir içki ikram edilmiş olmasına rağmen hiç sarhoş olmadım. Çakır keyif oldum en son kabul ama yorgunluk da vardı serde. Sarhoş olmadım çünkü tüm öğünlerimi hiç atlamadan çok sıkı yedim. Gelinlerin en büyük hatası heyecanın da etkisiyle yemek faslını es geçmeleridir. Ama bu tansiyon düşmelerine ve şeker düşmelerine neden olur ve erkenden pilinizi bitirir. Anlayacağınız kızlar ne olursa olsun ağzınıza her öğünde sizi ayakta tutacak bir şeyler atın. İçiniz almasa da zorlayın kendinizi…

Bu kadar pozitif bir düğünde bir de güzel bir sürpriz yaşadık. Onu da anlatmadan geçmeyeyim. Çok sevdiğim bir arkadaşım bana komşusunun düğüne katılıp katılamayacağını sordu, saat o sıralar sanırım 22.00 civarıydı. “Tabii ki ne demek” dedim. O arkadaş çıka geldi; Metin Arolat. Hemen sahneye almak istedi herkes. Bense konukları olarak gelmiş bir sanatçıyı sık boğaz etmek istemedim. O ise benden icazet aldı, çıkabilir miyim diye… Dedim ne demek, çok mutlu olurum. Benim için Metin’in yeri çok ayrıdır. Hayatımın temel taşlarındandır. O da bunu çok iyi bilir. Hayatının her aşamasında her şartta onun yanındayım…

Tonmaister eşim iş başında:)

Tonmaister eşim iş başında:)

Metin’le sahnede kaç şarkı söyledik bilmiyorum ama en son masasında oturan bir Allah kulu kalmamıştı. Herkes ayakta, pistin önünde sanki bu anı bekliyor gibiydi. Gecenin sonunda çekilen düğün halayı hala hafızamda. Masaların hepsi boş, herkes ayakta, bir saat kalıp çıkacağım işim var, düğün sevmem senin için geldim diyen herkes halayın bir ucunda, ağızları kulaklarında…

İşte böyle güzel başladı bizim hikayemiz. Hala da çok güzel devam ediyor çok şükür ki. Düğüne başta karşı çıkan ben, (Çok sevince ve emin olunca insan sadece bir an önce birlikte yaşamayı istiyor, düğün ve diğer her şey anlamsız geliyor) büyüklerin baskısıyla giriştim bu işe. Eşim çok çok çalışıyordu, her şeyi ben sırtladım. Cosmopolitan Bride editörüydüm o sıralarda ve haliyle işin ehliydim. Eşim ben anlamam dedi ama her fırsatta seçimlerimde yanımdaydı. Bir akrep kadını olarak “Yap hep ya hiç” diyenlerdenim. Madem o düğün olacak en güzelinden olsun dedim.

Bu arada ben bir düğün daha organize edeceğim kesin kararlıyım. Nikah tazeleme mi dersiniz, nikah cilalama mı artık adını siz koyun, önümüzdeki birkaç yıl içinde yapacağım bunu umarım. Sevgili eşime selam olsun!!! Çok heyecanlı…

ONLAR ERMİŞ MURADINA…

Umarım hoşunuza gitmiştir ve işinize yarar. Sevgiyle kalın...

Umarım hoşunuza gitmiştir ve işinize yarar. Sevgiyle kalın…

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir